AN İTİBARİYLE!

AN İTİBARİYLE

Hüzünlüyüm kendimden, keşkelerimden, ertelediğim her saniyeden, doğuşuna şahit olamadığım her günün güzel güneşinden, yeterince sebebi olamadığım her çocuğun gülüşünden… Son zamanlarda kendimi geçmiş yaşlara dönebilme arzusuyla dolu olarak buluyorum. Ne için, neyi tekrar yaşamak için yahut neyi değiştirebilmek için? Fakat sevmiyorum imkânı olmayan şeyleri, biliyorum mesela zamanı geri döndüremeyeceğimi, alamam geri söylediğim sözleri, kalamam hep aynı insan gibi. Böyle zamanlarda geçmişte kalan kendimin karşısına bir sandalye çekip oturuyorum. Sanırım burada sevdiğim ve sevmediğim şeylerin üzerinde çok duracağım. Ve ben severim kendimle konuşmayı, geçerim karşıma tartışırım kendimle, sorgularım, eleştiririm, yeri gelir öğüt yağdırırım en güçsüz halime. İşte tam da bu geçmişe dönme arzusuyla yanıp tutuşan tarafımı çektim bir kenara konuştuk bir güzel. Önümüze serdik birlikte akla gelen tüm yaşanmışlıkları mesela pişmanlıkları, almam gereken dersleri, eksik veya fazla yapılan her şeyi uzun uzadıya konuştuk. Kaç kişi daha var benim gibi ‘ah keşke şu yaşıma dönebilseydim’ diye heveslenen?

Zaferle sonuçlandırdığım kendimle konuşma seansım sonrasında geçmişe dönme isteğim bir anda yok oldu. Öncelikle bu satırlarda gezinen sizlerden bir isteğim var, hemen şimdi karşınıza geçin, zayıf yönünüzü selamlayın ve sımsıkı sarılın. Korkmayın. Gücünüzün gerçekten farkına varmak istiyorsanız sizi ya olduğunuz yerde saydıran ya da geriye çeken o zayıf yönünüzle barışın ve onu çok sevin. Zira güç burada saklı…

Anı yaşamam gerektiğini anlamamla birlikte huzur buldum. Zira ceplerim doluydu; pişmanlıklarımla, acılarımla, gülüşlerim ve gözyaşlarımla… Ne kadar çok şeye sahibim. İyi ki bana pişmanlık verecek anlara şahit oldum ki şu anda aynısını yapmamaya tecrübem olmuş. İyi ki ağladım ve birçok sebepten dolayı acı hissettim yoksa nasıl güçlenirdim.

Adım adım yürüdüm bu yoldan, önce kendimle tanıştım, sevdim, sarıldım. Daha sonra bir müddet konuştuk, eleştirdik, güldük eğlendik. Bir sonraki adımda ise kabullendim, ders çıkardım, ‘iyi ki’ demeyi öğrendim. Ve şimdi beni en çok heyecanlandıran adımdayım, anı yaşıyorum, nefes aldığımı hissediyorum. O kadar çok kaptırıyoruz ki kendimizi işimize, okulumuza, dertlerimize, kayıplarımıza… En son ne zaman her zaman yürüdüğünüz yoldan geçerken etrafınıza bakıp bir şeylerin değiştiğini fark ettiniz? Önyargıda bulunup arkadaş olamayacağınızı düşündüğünüz kişi ile dost olabildiğiniz oldu mu mesela? En son ne zaman çıplak ayaklarla çimlere bastınız, çocukları sevindirdiniz, içten bir gülümsemeyle ‘günaydın’ diyebildiniz veya kendinizi hiç önemsediniz mi? Şu an bulunduğunuz yerde, gözünüzü otuz saniye kadar buradan ayırın ve etrafınıza bir bakın, sevdiklerinizin gözlerinin içine bakın çünkü içinde bulunduğunuz bu anı geriye alamayacaksınız. Mutluluğu o kadar uzak yerlerde arıyoruz ki bir türlü bulamıyoruz. İçinde bulunduğunuz konumdan zaman zaman uzaklaşın, zihninizi günlük yaşamın karmaşasından arındırıp an’a odaklanın. Mutluluk tam da orada, sizin içinizde. Sizlere uzak olmadığını söylemiştim oysaki. Düşünün ve bu zamana kadar yapmadığınız en basit şeyleri yapmayı deneyin ve ne kadar mutlu olabileceğinizi tartın. Onlarca balonu gökyüzüne bırakmanın size hissettireceği özgürlüğü tadın mesela. Hepimiz biliriz bu hayatı bir kere yaşadığımızı ve tekrarının olmadığını fakat vazgeçemedik bir türlü ertelemekten. Beni harekete geçiren bir şiir var ki her satırına şahit olmanızı istediğim, Jorge Luis Borges ne de güzel özetlemiş:

Eğer yeniden başlayabilseydim yaşamaya,

İkincisinden daha çok hata yapardım.

Kusursuz olmaya çalışmaz, sırtüstü yatardım.

Neşeli olurdum ilkinde olmadığım kadar,

Çok az şeyi ciddiyetle yapardım

Temizlik sorun bile olmazdı asla.

Daha çok riske girerdim,

Seyahat ederdim daha fazla

Daha çok güneş doğuşu izler,

Daha çok dağa tırmanır, daha çok nehirde yüzerdim.

Görmediğim birçok yere giderdim.

Dondurma yerdim doyasıya ve daha az bezelye.

Gerçek sorunlarım olurdu hayali olanların yerine.

Yaşamın her anını gerçek ve değerli kılan insanlardanım.

Yeniden başlayabilseydim eğer, yalnız mutlu anlarım olurdu.

Farkında mısınız bilmem. Yaşam budur zaten.

Anlar, sadece anlar. Sizde anı yaşayın.

Hiçbir yere yanında su, şemsiye ve paraşüt almadan,

Gitmeyen insanlardandım ben.

Yeniden başlayabilseydim eğer, hiçbir şey taşımazdım.

Eğer yeniden başlayabilseydim,

İlkbaharda pabuçlarımı fırlatır atardım.

Ve son bahar bitene kadar yürürdüm çıplak ayaklarla.

Bilinmeyen yollar keşfeder, güneşin tadına varır,

Çocuklarla oynardım, bir şansım olsaydı eğer…

 

 

Yorum Ekle

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir