Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul 26°C
Parçalı Bulutlu

Bugünü,son günmüş gibi yaşasak…

Yapım gereği her gece vicdanımla yüzleşirim.”Acaba bugün bir kalp kırdım mı?Kırdıysam sebebi nedir?” diye sorgularım kendimi.Hatam varsa telafi etmek için uğraşırım. Yakın zamanda kaybettiğimiz dedemin,ani vefatı düşündürdü beni.Geceleri düşünüyorum ancak; sabah uyandığımda, kırdığım insanı bulamazsam,telafi edecek imkanım olmazsa! Kimin ömrünün ne kadar olduğunu,nerede ne olacağını hangimiz bilebiliriz ki! Şimdiye kadar hiç düşünmemiştim bunu,hep yarınımız olacakmış gibi yaşamışım çünkü bu kadar yakın bir ölüm görmemiştim;bu acı,bu üzüntü ilkti benim hayatımda…O günden beri düşünüyorum sevdiklerimizin kıymetini biliyor muyuz?Bugün son günmüş gibi bakıyor muyuz onların gözlerine,sevgiyle,merhametle…

Evlenme yıl dönümünüzü unutmuş olan eşinizi ya da size iyi eş olmadığınızı ima eden kayın validenizi,iş yoğunluğundan dolayı sizi istediğiniz sıklıkta arayamayan nişanlınızı düşünün…Bunların hepsi kavga etmek ve huzursuz olmak için birer sebep.Küçük küçük sorunlar ve bunlardan dolayı  çıkan tatsızlıklar yıpratır,evlilikleri ve ilişkileri…Acaba diyorum herkes ”ya bugün son günümse”diye düşünse,bunlar için üzülür veya böyle saçma şeyler için eşini,ailesini huzursuz eder miydi ! İnsanlardaki vicdan muhakemesi hayattaki en zor hesaplaşmadır,vicdanımızı rahatsız edecek şeyleri düzeltmek için imkanımız varsa ne ala,peki bu mümkün değilse ! Dün eleştirdiğiniz gelininizi bir kazada kaybettiyseniz halbuki ne de çok severdiniz ama ona hiç söylemediniz.Yıl dönümünüzü hatırlamayan eşinizle son konuşmanızdı, kavga ettiniz ancak pişman oldunuz amacınız; eve gelince gönlünü almaktı ama olmadı.Sık görüşemediğiniz için huzursuzluk yarattığınız nişanlınız artık yoksa ve durup düşündüğünüzde,nadir görüşmelerinizde de hep kavga çıkararak tüm zamanı böyle geçirdiğinizi gördünüz.Ne olur ? Size kalan tek şey vicdanınızla yüzleşmek olur,kocaman ”KEŞKE” lerle başbaşa kalırsınız ve  kendinizi haklı çıkarma yolları ararsınız,rahatlamanın böyle olacağını düşünürsünüz,bunları yaşayanlardan biliyorum,inanın bu mümkün değil…

Diliyorum ki birçoğumuz bu duyguyla yüzleşmemişizdir ve bu yazıyı okuduktan sonra ölümün yaşla,hastalıkla,sağlıkla alakalı olmadığını bir kez daha hatırlar ve bundan sonra küçük bir şey için kavga etmeden önce ”ya bugün sevdiğim bu insanın hayattaki son günüyse” diye düşünürüz,öfkelenince dilimizi ısırırız,kelimelerimizi seçerek,ses tonumuzu yumuşatarak,kırmadan tatlı dille konuşuruz…

”KALP KIRMAK KABE’Yİ YIKMAK GİBİDİR”

Dr Öznur Göyce
ZİYARETÇİ YORUMLARI - 0 YORUM

Henüz yorum yapılmamış.