Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul 28°C
Gök Gürültülü

Ne mutlu değer bilenlere…

Tıp 4. sınıfta başladı benim aile danışmanlığına olan merakım ve tabi ki hiç bitmedi…Şiddet olayları,sadakatsizlikler,cinnet geçirip katil olanlar ve  kendi çoçuğuna kıyan,işkenceci anne babalar…Gündemden eksik olmayan haber başlıkları bunlar ve ben bunları duydukça,okudukça,bir ailedeki bir tek hatanın birçok insanın hayatını kararttığını anladım.Şiddet gören bir anne,evlatlarına ne kadar annelik yapabilir!Bu ailede yetişen sevginin ne olduğunu bilmeyen çoçuklar,nasıl birini sevebilir,anne baba olabilir!Bu kısır döngü kaç hayata,kaç mutsuzluğa sebep oluyor hiç düşündük mü ?

Kardeş olmak,evlat olmak,anne-baba olmak,torun olmak,eş olmak,bunların hepsi aile kavramını oluşturuyor.Bizler aile içinde birbirimize karşı sorumluluklarla yükümlüyüz ancak bu sorumluluklar dıştan gelen mecburiyetlikler değil,içimizden gelen,sevgimizle kuşattığımız,isteyerek yaptığımız sorumluluklar…İnsanlara mecburiyet diye dayatılan bir sorumluluk zamanla insanı yorar ve insan önce gülümsemesini kaybeder.Mutlu olmayan insan çevresini mutlu edemez,görevim deyip kaç gün katlanılabilir ki veya kaç yıl (!) bundan dolayı sorun çıkmaya başladığı anda çözüm yolları aranmalıdır,çıkmaza girmek yerine birlikte doğru olan yola yürünmelidir.Peki nasıl? Sohbet ederek,empati yeteneğinizi geliştirmeye çalışarak,birbirinize daha çok zaman ayırarak…

Eşi işten gelince güler yüzle kapı açmak yerine,eli belinde kavga etmek için eşini kapıda karşılayan bir kadın düşünün

Hamile eşinin sıkıntılarına bağırarak,anlayışsızca  yaklaşan bir adam düşünün

İşten yorgun argın gelen eşine huysuzlanıp ”nasıl yemek yapmazsın” diyen bir adam düşünün ne kadar yorucu durumlar değil mi?

”Hayatım yemek yapamamışsın,bugün fazlaca yoruldun sanırım.Atıştırmalık bişeyler hazırlayayım mı hem de sohbet ederiz” insanın yüreğini okşayan tek bir cümle size ne kaybettirir belki 10 dakikada sofra hazırlarsınız.Peki bir düşünün size neler kazandırır? Bir şey,bir kaç defa  yapılırsa bu alışkanlık olur ve alışkanlıklar zor terkedilir.Neyi alışkanlık edinmek istediğimiz bizim tercihimizdir ve tercihlerimiz hayatımızın gidişatını belirler,sonu ya pişmanlıktır ya da ferahlık ve mutluluk.

Dr Öznur Göyce
ZİYARETÇİ YORUMLARI - 0 YORUM

Henüz yorum yapılmamış.