Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul 31°C
Gök Gürültülü

TATLI DİL

 

Gazeteci yazar Şevket Rado’nun radyo programındaki aile sohbetlerinden düzenlenerek oluşturulan Eşref Saat adlı kitabından bir alıntı…

TATLI DİL

Mağaza vitrinlerindeki mankenleri bilirsiniz. Hepsi güler yüzlüdür, içlerinde pek de güzelleri vardır. Ama dilleri olmadığı için soğuk dururlar. Onlar her ne kadar insan benzeri iseler de sahici insanları güzel yapan, sıcak yapan dildir. Ama her dil değil. Dilin de tatlısı olmalı. Allah bir adama her şeyin tatlısını, yalnız dilin acısını verdi mi ne yaparsa kâr etmez. Öylesinin sevimli, cana yakın olmasına imkân yoktur. Çünkü o dil, ağzın içinde her dönüşünde can yakar, kalp kırar, gönül devirir. ‘Dil yarası yaraların en derinidir.’derler. Doğru sözdür. Bıçağın açtığı yara zamanla kapanır; dil yarası, ruhun en gizli yerlerine doğru işler, bir türlü kapanmak nedir bilmez.

Üstelik acı dilin zararı yalnız karşısındakine değildir; kendi sahibini de, dünya güzeli olsa çirkinleştirir. Nice güzel insanlar vardır ki, dilleri yüzünden sevilmezler. ‘Şeytan görsün yüzünü!’ deyip bucak bucak kaçtığımız insanlar hep o cins insanlardır.

Ama tatlı dil öyle mi ya? Yılanı deliğinden çıkarır, derler. Yılan pek insan dilinden anlamaz ama tatlı dilin neler yapabileceğini anlatmak için her halde böyle demişler. Ne kadar öfkeli olursanız olun, tatlı dil sizi yatıştırır. En yapmayacağınız işleri size tatlı dille, güler yüzle yaptırıverirler, ‘Haydi şekerim şunu yapıver!’ demek başka, ‘Kalk şunu yap!’ demek başkadır. ‘Kalk şunu yap!’ dedikleri zaman ‘Ne etsem de yapmasam?’ diye düşünürsünüz. ‘Ne diye yapacak mışım? Mecbur muyum? Başkası yapsın! Hep bize mi yükleniyorlar? Yapmayacağım işte!’ dersiniz. Ortada hiç bir sebep olmasa bile dayatmanın yollarını ararsınız. Eninde sonunda yapmaya mecbur olsanız bile iyi yapmaz, baştan savarsınız. Çünkü bu emir size dilin tatlı tarafından gelmemiştir. Bir de ‘Haydi şekerim, ne olur, şunu yapıver.’dedikleri düşünün. İşleriniz ters gitmişse ‘Bunda evdekilerin ne suçu var?’ diye düşünürsünüz. Ne kadar yorgun olursanız olun, ufak bir zahmetin sizi daha fazla yormayacağına kendi kendinizi inandırmaya çalışırsınız. İçinizden bir kuvvet bu tatlı emri yerine getirmeniz için sizi sanki iteler. Çünkü tatlı dil suratınıza çarpmamış, kalbinize işlemiştir. İnsan kalbi de pek gevrek bir şeydir. Acı dil onu nasıl kırıverirse tatlı dil de onarır. Tatlı dilin emrini, o keyifsiz halinizde yerine getiriverirsiniz.

ŞEVKET RADO-EŞREF SAAT

Dr Öznur Göyce
ZİYARETÇİ YORUMLARI - 0 YORUM

Henüz yorum yapılmamış.