Türkiye’de Doktor Olmak ! Dünya sağlık örgütü nedir ?

İnsanlara karşı anlayışlı olan,yaşayan her canlının yaşam hakkına saygı duyan,kısaca insanca yaşayanları herzaman  takdir ederiz.Sabırlı olmak her meslekte olduğu gibi bizim meslekte de en önemli kriterdir.Hastalara saygıyla,sabır ve merhametle yaklaşmak,onlar için elimizden gelenin en iyisini yapmaya çalışmak için yemin eder ve diplomalarımızı böyle alırız.Dilerim ki bir gün hastalar ve hasta yakınları da bunu anlar ve karşılıklı hoşgörüyle,anlayışla mesleğimizi icra ederiz.

Öncelikle bu bilgiyi paylaşmak istiyorum.Dünyanın heryerinde geçerli olan ve dünyadaki tüm doktorların baz aldığı kriterler ve kurallar vardır.1945 yılında kurulan dünya sağlık örgütü(WHO) tarafından yürütülen bu çalışmalar,araştırmalar sonucu yenilenmekte ve her yıl yeni  şekliyle tıp kitaplarına eklenmektedir.Her hastalık için tanı ve  evreleme kriterleri bulunmaktadır ve bu kriterler dünyanın heryerinde tıp fakültesini bitiren her doktorun bilmek zorunda olduğu kriterlerdir.Doktorlar bu kriterleri baz alarak tanı yöntemini uygular ve tedavi şekline karar verirler.

Geçenlerde bir video izledim sokakta insanlara ”doktor kimdir” diye soru soruluyor ve insanlar farklı farklı cevaplar veriyor kadın doğum doktorudur,çoçuk doktorudur vs gibi…Bende öğretim hayatımızı sizlerle paylaşmak istedim.Liseyi bitirdikten sonra üniversite olarak tıp fakültesinde okuruz ve eğitim hazırlık eğitimi de varsa 7 yıl sürer.Mezun olunca pratisyen hekim olarak mezun oluyoruz.Daha sonra bir alanda uzmanlaşmak isteyenler Tıpta Uzmanlık Sınavına giriyor yani diğer meslek dallarında meslek de yükselmek için yapılan,isteğe bağlı olan yüksek lisans gibi düşünebilirsiniz.Bu sınavdan sonra istediğimiz yerleri tercih veriyor ve hastanelerde asistan olarak göreve başlıyoruz.Bu da 4-5 yıl arasında değişiyor.Yani uzman doktor olmak için bizler alanımıza göre üniversite+asistanlık toplam 11-12 yıl eğitim alıyoruz.Asistanken de sürekli nöbetlerle dengesiz bir yaşam sürüyoruz.Tabi ki şanslıysak ve hayatla olan sosyal bağımızı keserek ders çalıştıysak ya da uykudan fedakarlık ettiysek durum böyle,bir de bikaç yıl uzatanlar oluyor.Demem o ki dile kolay ancak ömrümüzden en az  11  yıl gidiyor ve mesleğine kendini,hayatını adamak zorunda kalıyorsun.Maaşlarımızın çok yakın olduğu bir devlet memurunun rahatlığını bir doktor asla yaşayamaz.Asosyale çıkmıştır adları,hastane ve ev arasında geçer ömürleri çünkü ömrü boyunca tıbbi kitaplar okuyup bilgisini tazelemek,yenilenen tıbbi bilgileri  özümsemek zorundadır.

Bu kadar yıl okuduktan sonra bir de kötü haberlerle ve karalamalarla uğraşırsınız ”ah şu doktorlar can almaktan bıkmadılar” denir,gerçekliğinden şüphe duyduğunuz kocaman haber manşetlerini görürsünüz.Ardından tazminat davaları vs…Bir açıklama okumuştum dönemimiz hastanelerindeki düzen hakkında;artık cerrahlar ameliyattan kaçıyor çünkü risk var ve bunu herkes kabul ediyor.Başarılı ameliyat olursa ne ala ya olmazsa, adliye  kapılarında ömür çürütmeyi kimse göze alamıyor.Hocalarımla konuşunca ”aman aaa  klinik bölümlerden uzak dur” diye yorumlar alıyorum.Klinik bölümler hastaneye gittiğinizde muhatap olduğunuz doktorların bölümleri oluyor,bir de gizli doktor kahramanlar var tabi ve günümüz koşulları insanları biraz daha gizli kahraman olmaya itiyor.Labaratuvarlarda bulunan,çektirdiğiniz filmleri yorumlayan ve tıp fakültesinde alınan eğitimin ilk üç yılında başrolde olan hocalarımız gizli kahramanlardır,bildiklerini öğrencilerine öğreten saygıdeğer hocalarımız…Klinikten uzak dur denmesinin sebebi ise malesef  hastalarla doktorlar arasında sık sık yaşanan olumsuzluklar,memnuniyetsizlikler…

Kısacası özveri gerektiren,fedakarlık isteyen bir meslek,kendinle başbaşa kaldığında gözünde canlandırıp kendini hastanın hasta yakınının yerine koyduğun acılarını paylaştığın ve belki kendi ailenden çok hastalarını düşündüğün bir meslek…Şimdi size soruyorum kim can almak için bu kadar yılını heba eder,kim seçtiği mesleğini yaparken mutsuz olmak ister,kim sevmediği bir mesleği icra etmek için en az 11 yılını harcar ve kim bu kadar emekle edindiği mesleğine saygısızlık yapılmasını kabul eder!!! İNANIN HİÇKİMSE…

Yorum Ekle

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir