YENİ DENETİMLİ SERBESTLİK YASASI VE YARARLANMA KOŞULLARI

YENİ DENETİMLİ SERBESTLİK YASASI VE YARARLANMA KOŞULLARI

Denetimli serbestlik, yasa tarafından belirlenen deneme süresinde, kişinin cezasının sosyal hayat içerisinde infazına olanak sağlayan bir ceza hukuku kurumudur. Basit bir tanımlamayla hükümlülerin cezalarını cezaevlerinde değil de dışarıda yaşayarak çekmesi olarak ifade edilebilir.

Bu uygulaması ile amaçlanan en önemli şey hükümlünün hem ailesiyle ve çevresiyle olan iletişiminin normal bir şekilde devam ettirebilmesini sağlamak hem de bu kişinin dış dünyayla olan uyum sürecini hızlandırmaktır.

5275 sayılı Ceza İnfaz Kanunu’nun 105/A maddesi gereği getirilen denetimli serbestlik uygulaması;

Denetimli Serbestlik Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkındaki Kanun’un 105. maddesinde düzenlenmiştir. Bu maddeye göre “ Hükümlülerin dış dünyaya uyumlarını sağlamak, aileleriyle bağlarını sürdürmelerini ve güçlendirmelerini temin etmek amacıyla;

Açık ceza infaz kurumunda cezasının son altı ayını kesintisiz olarak geçiren;

Çocuk eğitimevinde toplam cezasının beşte birini tamamlayan,

Koşullu salıverilmesine bir yıl veya daha az süre kalan iyi hâlli hükümlülerin,

talebi hâlinde cezalarının koşullu salıverilme tarihine kadar olan kısmının denetimli serbestlik tedbiri uygulanmak suretiyle infazına, infaz hâkimi tarafından karar verilebilecektir.

Hükümlü olan kişi henüz cezaevine girmemişse denetimli serbestlik yasasından yararlanması mümkün değildir. Cezası ne olursa olsun her hükümlü, “iyi halli” olup olmadığının tespiti amacıyla cezaevine girmek zorundadır. Hükümlü, cezaevine girdikten sonra cezaevi idaresi tarafından “iyi halli” olduğuna dair bir değerlendirme raporu hazırlanır ve hükümlü denetimli serbestlik tedbiri uygulanarak tahliye edilir.

671 sayılı KHK ile getirilen Denetimli Serbestlik Uygulaması; 

01.07.2016 Tarihinden Önce İşlenen Suçlarda

671 Sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanunda düzenleme yapılarak, 01.07.2016 tarihinden önce işlenen suçlar bakımından ayrı bir denetimli serbestlik ve infaz sisteminin uygulanması kanunlaştırılmıştır. Buna göre:

-Süreli hapis cezalarına mahkûm olanlar cezalarının 1/2’sini infaz kurumunda çektikleri takdirde koşullu salıverme hükümlerinden yararlanacaktır.

-Denetimli serbestlik süresi 2 yıl olarak uygulanacaktır.

01.07.2016 Tarihinden Sonra İşlenen Suçlarda

01.07.2016 tarihinden sonra işlenen suçlarda KHK düzenlemesi değil, 5275 sayılı 105/A maddesinde yer alan eski infaz hükümleri geçerli olacaktır. Cezanın 2/3 ü koşullu salıverme tarihi olarak devam etmektedir ve koşullu salıverilmesine 1 yıl veya daha az kalan hükümlülerin yazılı talebi halinde cezalarının koşullu salıverilme tarihine kadar olan kısmı denetimli serbestlik yasası uygulanarak infaz edilecektir.

Burada dikkat edilmesi gereken husus suçun 01.07.2016 tarihinden önce işlenmiş olmasıdır. Mahkûmiyet daha sonraki bir tarihte kesinleşse bile hükümlü KHK’da düzenlenen denetimli serbestlik ve koşullu salıverilme hükümlerinden faydalanabilecektir.

5275 sayılı Kanun’un geçici 4. Maddesi ile yapılan düzenlemeyle, denetimli serbestlik yasasından faydalanmak için 6 ay açık cezaevinde kalma şartı 30.12.2020 tarihine kadar uygulanmayacaktır.

Silahlı Terör Örgütü Üyeliği Suçlarında

5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun’a göre silahlı örgüt üyeliği suçundan mahkum olan sanığın infaz hesaplaması için koşullu salıverilmeye ilişkin 107. Maddenin 4. Fıkrası uygulanacak olup, buna göre; sanık verilen cezanın dörtte üçünü infaz kurumunda çektiği halde koşullu salıverilme hükümlerinden yararlanabilir.

Yani, 5275 Sayılı Yasaya Göre 3/4 oranında meşruten tahliye hesaplanacak çıkan sonuçtan yine aynı yasaya göre 1 yıllık denetimli serbestlik düşülecektir. 

Adli para cezası alanların durumu

 Adli para cezası mahkumiyeti, ister doğrudan verilmiş olsun, ister hapis cezasıyla birlikte verilsin veya isterse hapis cezasından çevrilmiş olsun, her halükarda adli para cezası ödenmek zorundadır. 671 sayılı KHK’de düzenlenen koşullu salıverilme ve denetimli serbestlik hükümlerinden yararlanılamaz.

Disiplin veya Tazyik Hapsi alanların durumu

 Ödeme taahhüdünü ihlal suçu nedeniyle verilen ceza, disiplin hapsi olarak kabul edilmektedir. Disiplin ve tazyik hapsi niteliğindeki cezalar, klasik “hapis cezası” niteliğinde değildir. Tazyik hapsi cezalarında, kişi kendisinden beklenen yükümlülüğü yerine getirdiğinde serbest bırakılır. Bu nedenle, bu tarz cezalarda denetimli serbestlik yasası uygulanamaz

YENİ DENETİMLİ SERBESTLİK YASASINDAN YARARLANMAYA ENGEL SUÇLAR

Kasten öldürme (madde 81,82); Altsoya, üstsoya, eşe veya kardeşe ya da beden veya ruh bakımından kendisini savunamayacak durumunda bulunan kişiye karşı işlenen kasten yaralama veya neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralama suçları;Cinsel dokunulmazlığa karşı suçlar (madde 102,103,104,105), Özel hayata ve hayatın gizli alanına karşı suçlar (madde 132,133,134,135,136,137,138);Uyuşturucu veya uyarıcı madde imal veya ticareti (madde 188); Devletin güvenliğine karşı suçlar; Anayasal düzene karşı suçlar; Milli savunmaya karşı suçlar; Devlet sırlarına karşı suçlar ve Terörle Mücadele Kanunu kapsamına giren suçlar.

DENETİMLİ SERBESTLİĞİN İHLALİ

Mahkeme tarafından verilen denetimli serbestlik kararı kişinin hapis cezasının karşılığıdır. Denetimli serbestlik yasasının ihlali halinde hükümlü, cezasının koşullu salıverilme tarihine kadar olan kısmının infaz edilmesi için tekrar cezaevine alınır. Ancak dışarıda denetimli serbestlik kanunu uygulamasından yararlanarak geçirdiği süreler cezasından indirilir.

İmza atmaya gitmeyen kişi imza atılmasını ihlal ettiği için bu konuda hakkında verilen ceza hapis cezası olarak infaz edilebilir. Burada önemli olan kişinin geçerli bir mazereti olup olmadığı ve bunu belgelendirebilip belgelendirmediğidir. Üst üste iki kez imza ihlali yapanların serbestlik kararı geri alınmaktadır.

Hükümlü ya da sanık tahliye olduktan sonra Denetimli Serbestlik Müdürlüğü’ne üç gün içinde müracaat etme zorunluluğu vardır. Hükümlü, üç günlük sürenin bitiminden itibaren en geç iki gün içinde müracaatta bulunmaz ise hakkında TCK md. 292’de düzenlenen “Hükümlü ve Tutuklunun Kaçması” gereği soruşturma başlatılmaktadır.

İstanbul Barosu – Av. Emine Bilge Türk

2 Yorum
  1. Avatar
  2. Avatar

Yorum Ekle

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir